Kardelen Gazetem

Gündelik yaşamdan gökyüzünün eğlenceli diline

Kişisel Gelişim

Mentorluk: Tavsiye Vermekten Fazlası

İyi bir mentor cevap vermez, soru sorar. Mentorluk ilişkisini kuran ve sürdüren şey büyük taahhütler değil, küçük ve somut adımlardır.

Kariyerinin bir aşamasında hemen herkes birine akıl danışmıştır. Bazen bu bir çay molasında geçen kısa bir sohbettir, bazen yıllara yayılan bir ilişki. İkisi de değerlidir ama ikincisi bambaşka bir şeydir. Mentorluk, tavsiye vermekten çok, bir kişinin kendi yolunu daha net görmesine eşlik etmektir. Ve çoğu insanın sandığından hem daha basit hem daha zordur.

Mentor öğretmen değildir

Yaygın yanılgı, mentorun bilgiyi aktaran taraf olduğudur. Oysa mentorun asıl işlevi bilgi vermek değil, bakış açısı genişletmektir. Bir konuda ne yapılması gerektiğini söylemek kısa vadede rahatlatır ama kişinin kendi karar kasını çalıştırmaz. İyi bir mentor genellikle daha az cevap verir, daha çok soru sorar. "Sen ne yapardın" sorusuna hemen atlamaz; önce "burada seni asıl zorlayan ne" diye sorar.

Bu fark, mentorluk ile yöneticiliği de ayırır. Yönetici sonuçtan sorumludur; mentor kişiden. Yöneticinin yönlendirmesi gerekir, mentorun ise dinlemesi. Aynı kişi her iki rolü de üstlenebilir ama bunları karıştırdığında ikisi de zayıflar.

Mentor aramanın doğru yolu

Mentor bulmak konusundaki en büyük engel, ilişkinin baştan büyük bir taahhüt gibi kurgulanmasıdır. "Benim mentorum olur musunuz" sorusu çoğu insanı ürkütür; çünkü belirsiz ve süresiz bir yük anlamına gelir. Çok daha etkili olan yaklaşım, somut ve küçük bir taleple başlamaktır. Belirli bir konuda yirmi dakikalık bir görüşme istemek, cevabı kolay bir sorudur.

İlişki genellikle bu küçük görüşmelerden doğal olarak büyür. İkinci görüşmeye giderken ilk görüşmede konuşulanlarla ilgili ne yapıldığını anlatmak, ilişkinin sürmesini sağlayan asıl unsurdur. Kimse tavsiyesinin havada kaldığını görmek istemez; uygulandığını görmek ise en güçlü teşviktir.

Danışan tarafın sorumluluğu

Mentorluk ilişkilerinin çoğu, mentorun ilgisizliğinden değil danışanın hazırlıksızlığından söner. Görüşmeye net bir soruyla gelmek, o sorunun etrafında ne denendiğini anlatabilmek ve mentorun zamanını dağıtmamak temel nezakettir. Hazırlıksız gelen kişi sohbeti genel geçer tavsiyelere mahkûm eder.

Bir başka sorumluluk da her tavsiyeyi uygulamak zorunda olmadığını bilmektir. Mentor kendi deneyiminden konuşur ve o deneyim başka bir dönemde, başka koşullarda oluşmuştur. Danışanın işi tavsiyeyi kendi bağlamında sınamaktır. Uygulanmayan bir öneri hakkında dürüst olmak, ilişkiyi zedelemez; aksine güçlendirir.

Mentor tarafında olmak

Mentorluk yapmak için çok kıdemli olmak gerekmez. Birinden birkaç yıl öndeyseniz, o kişinin şu anda yaşadığı sorunları hâlâ hatırlıyorsunuz demektir; bu bazen otuz yıllık bir kıdemden daha kullanışlıdır. Yeni başlayan birine üç yıl önceki halinizi hatırlayarak konuşmak, çok uzaktan verilen tavsiyelerden daha isabetli olur.

Mentor tarafında en çok işe yarayan şey, deneyimi hikâye olarak değil, yöntem olarak anlatmaktır. "Ben şöyle yaptım ve oldu" cümlesi genellikle taklit edilemez. "O durumda şuna baktım, şunu göz ardı ettim, sonradan şunu fark ettim" cümlesi ise aktarılabilir. Başarıların yanında hataları da anlatmak, ilişkiyi eşitleyen ve güveni kuran şeydir.

İlişkiyi zamanında bitirebilmek

Her mentorluk ilişkisinin doğal bir ömrü vardır. Danışan belirli bir noktadan sonra farklı bir bakışa ihtiyaç duyar; mentor da artık yeni bir şey ekleyemediğini hisseder. Bu noktada ilişkiyi zorlamak yerine teşekkürle seyrekleştirmek en sağlıklısıdır. Yıllar içinde birden fazla mentorla çalışmış olmak, tek bir kişiye uzun süre bağlı kalmaktan genellikle daha zenginleştiricidir.

Mentorluğun sık atlanan bir tarafı da tek yönlü olmamasıdır. Deneyimli taraf, danışandan yeni araçları, değişen çalışma kültürünü ve kendi alanında körelmiş varsayımlarını öğrenir. Bunu açıkça kabul eden mentorlar genellikle daha iyi ilişkiler kurar; çünkü karşı tarafı öğrenci değil muhatap olarak görürler. Bu eşitlik hissi, danışanın zor konuları saklamadan getirmesini sağlar ve ilişkinin gerçek faydası da tam olarak orada başlar.

Sıklık konusunda da gerçekçi olmak gerekir. Ayda bir yapılan kısa ve hazırlıklı bir görüşme, sık ama dağınık sohbetlerden daha çok iş görür. Görüşmeler arasında geçen süre, tavsiyenin denenmesi için gereken süredir. Aralık çok kısaldığında konuşulacak somut bir şey kalmaz; çok uzadığında ise bağ zayıflar.

Mentorluk, kariyerin kestirme yolu değil. Kimse birinin tavsiyesiyle atlamaz. Ama iyi kurulmuş bir mentorluk ilişkisi, tek başına yıllar alacak bazı dersleri aylara indirir. Bunun karşılığında istenen tek şey, aynı kapıyı bir gün arkadan gelen birine açık tutmaktır.